Bazı çocuklar anaokuluna girdikleri andan itibaren belirli bir arkadaşını arar. Onun yanına oturmak, onunla oyun kurmak, bahçeye onunla çıkmak ve gün boyunca mümkün olduğunca yanında kalmak ister.
Arkadaşı o gün okula gelmediğinde ne yapacağını bilemeyebilir. Başka çocukların oyununa katılmak istemeyebilir, öğretmeninin yanında kalabilir veya bütün gün arkadaşının ne zaman geleceğini sorabilir.
Bu durum ailelerde ve öğretmenlerde bazı sorular doğurabilir:
“Çocuğum neden yalnızca bir kişiyle oynuyor?”
“Diğer çocuklarla sosyalleşemiyor mu?”
“Bu arkadaşlık fazla bağımlı bir ilişkiye mi dönüşüyor?”
“Onları ayırmak gerekir mi?”
“Başka çocuklarla oynaması için zorlamalı mıyız?”
Çocuklar neden hep aynı arkadaşla oynar sorusunun tek bir cevabı yoktur. Bazı çocuklar yakın bir arkadaşlık içinde kendilerini daha güvende hisseder. Bazıları grup oyunlarının karmaşıklığını tek bir çocukla kurduğu daha öngörülebilir ilişki sayesinde taşır. Bazıları benzer oyunlardan, mizah biçiminden veya hareket düzeyinden hoşlandığı bir çocukla daha kolay bağ kurar.
Tek bir arkadaşa yönelmek her zaman sosyal gelişim sorunu değildir. Yakın arkadaşlık, çocuğun aidiyet, güven, paylaşma, çatışma ve onarım deneyimleri yaşadığı değerli bir ilişki olabilir.
Asıl önemli olan, bu ilişkinin çocuğun sosyal dünyasını besleyip beslemediği veya giderek daraltıp daraltmadığıdır.
Yakın Arkadaşlık Çocuk İçin Ne Anlama Gelir?
Bir anaokulu sınıfı çocuk için oldukça yoğun bir sosyal ortamdır. Birçok çocuk aynı anda konuşur, farklı oyunlar kurar, oyuncaklar paylaşılır ve sürekli yeni durumlar ortaya çıkar.
Bazı çocuklar bu ortama kolayca katılabilir. Bazıları ise önce bir kişiye yakınlaşarak gruba yerleşir.
Yakın arkadaş çocuk için bir çeşit sosyal güven noktası hâline gelebilir.
Çocuk arkadaşının yanında:
- Ne oynayacağını daha kolay bilir,
- Nasıl tepki vereceğini tahmin edebilir,
- Grup içinde daha az yalnız hisseder,
- Kendi fikrini daha rahat söyleyebilir,
- Yeni deneyimlere daha cesur yaklaşabilir,
- Okula ait olduğunu daha güçlü hissedebilir.
Çocuk bazen önce tek bir arkadaşla güvenli bir ilişki kurar, ardından bu ilişkinin sağladığı güvenle diğer çocuklara doğru açılır.
Bu nedenle yakın arkadaşlık çocuğun sosyal gelişimini engelleyen değil, onu destekleyen bir başlangıç noktası olabilir.
Çocuklar Arkadaşlarını Nasıl Seçer?
Yetişkinler çocukların arkadaş seçimlerini bazen yalnızca benzer yaş, cinsiyet veya aile özellikleri üzerinden anlamaya çalışır. Oysa çocukların birbirine yönelmesinde birçok daha incelikli etken bulunur.
Çocuklar benzer oyun biçimlerinden hoşlanabilir. İkisi de uzun süre bloklarla çalışmayı, hızlı koşmayı, evcilik oynamayı veya sessizce resim yapmayı tercih edebilir.
Bazen mizaçları benzerdir. İki hareketli çocuk birbirinin temposuna uyum sağlayabilir. İki daha temkinli çocuk kalabalık oyunların dışında birbirini bulabilir.
Bazen de farklılıklar ilişkiyi tamamlar. Bir çocuk oyunu başlatırken diğeri ayrıntıları geliştirebilir. Biri konuşkan, diğeri daha gözlemci olabilir.
Çocuğun arkadaş seçimi yetişkinin her zaman görebildiği mantığa dayanmaz. Çocuk bir başka çocuğun sesini, oyununa yaklaşımını, kendisine verdiği karşılığı veya yanında hissettiği duyguyu seçiyor olabilir.
Bu nedenle “Neden özellikle onunla oynuyorsun?” sorusunun çocuk için açık bir cevabı olmayabilir.
Bazen en doğru cevap şudur:
“Onunla oynamak hoşuma gidiyor.”
Tek Bir Arkadaş Seçmek Sosyalleşme Sorunu mudur?
Tek başına hayır.
Bir çocuğun belirli bir arkadaşı tercih etmesi, diğer çocuklarla hiçbir ilişki kuramadığı anlamına gelmez. Çocuk grup içinde bulunabilir, öğretmeniyle iletişim kurabilir ve gerektiğinde başka çocuklarla da kısa temaslar geliştirebilir.
Burada yalnızca sayı üzerinden değerlendirme yapmak doğru değildir. Çok sayıda çocukla yüzeysel ilişki kurmak, tek bir çocukla derin ve karşılıklı bir arkadaşlık kurmaktan daha gelişmiş sayılmaz.
Sosyal gelişim, çocuğun kaç arkadaşı olduğuyla değil; ilişkiler içinde neler yapabildiğiyle ilgilidir.
Çocuk:
- Oyuna katılabiliyor mu?
- İsteğini ifade edebiliyor mu?
- Arkadaşının fikriyle karşılaşabiliyor mu?
- Çatışma yaşadığında ilişkide kalabiliyor mu?
- Gerektiğinde yardım isteyebiliyor mu?
- Başkasının sınırını fark edebiliyor mu?
- Arkadaşı yokken tamamen çökmek yerine başka bir alana yöneltilebiliyor mu?
Bu sorular, arkadaş sayısından daha anlamlıdır.
Çocuk Neden Diğer Çocuklarla Oynamak İstemez?
Çocuk tek bir arkadaşıyla oynarken rahat, diğer çocuklarla birlikteyken zorlanıyor olabilir. Bunun birçok nedeni olabilir.
Grup oyunları daha fazla müzakere gerektirir. Birden fazla çocuk farklı fikirler öne sürer, roller paylaşılır ve oyunun yönü sık değişebilir.
Tek bir arkadaşla ilişki daha öngörülebilir olabilir. Çocuk arkadaşının neyi sevdiğini bilir ve ortak bir oyun dili geliştirmiştir.
Bazı çocuklar sosyal olarak daha yavaş ısınır. Yeni ilişkilere girmeden önce uzun süre gözlem yapar. Mevcut arkadaşlık, belirsizliği azaltır.
Bazı çocuklar ise reddedilmekten çekinebilir. Tanıdığı arkadaşının yanında bu risk daha az hissedilir.
Çocuğu hemen başka çocukların oyununa göndermek yerine, neden mevcut ilişkisine ihtiyaç duyduğu anlaşılmalıdır.
“Başka arkadaşlarınla da oyna” cümlesi, yetişkin için teşvik edici görünse de çocuk tarafından “Bu arkadaşlığın yeterli değil” biçiminde duyulabilir.
Yakın Arkadaşlık Bağımlılığa Dönüşebilir mi?
Bazı yakın arkadaşlıklar zaman içinde çocuğun sosyal alanını aşırı ölçüde daraltabilir.
Çocuk arkadaşı olmadan sınıfa giremiyor, hiçbir etkinliğe katılamıyor veya bütün kararlarını arkadaşına göre veriyorsa ilişkinin işleyişi daha dikkatli gözlemlenmelidir.
Şu durumlar önem taşıyabilir:
- Çocuk arkadaşının gelmediği gün tamamen geri çekiliyorsa,
- Diğer çocuklarla her türlü teması reddediyorsa,
- Arkadaşının kimle oynayacağını kontrol etmeye çalışıyorsa,
- Arkadaşına “Benimle oynamazsan seni sevmem” diyorsa,
- Kendi isteğini sürekli arkadaşına göre değiştiriyorsa,
- Arkadaşlık içinde belirgin bir üstünlük ve boyun eğme ilişkisi oluşuyorsa,
- Çocuk arkadaşının zarar veren davranışlarına karşı çıkamıyorsa,
- Öğretmen veya aile ilişkinin dışında kalan herkesi tehdit gibi algılıyorsa
yakın arkadaşlığın çocuğun gelişim alanını genişletmek yerine daraltıp daraltmadığı düşünülmelidir.
Amaç çocukları hemen ayırmak değil, ilişkinin yapısını anlamaktır.
Çocuklar Yakın Arkadaşlarını Neden Kıskanır?
Okul öncesi çocuklar arkadaşlık ilişkilerini bazen sahiplik üzerinden düşünebilir:
“O benim arkadaşım.”
“Sen onunla oynayamazsın.”
“Bugün sadece benimle oturacak.”
“Başka biriyle oynarsan seni sevmem.”
Bu sözler yetişkinleri kaygılandırabilir. Ancak küçük çocuklar ilişkilerin aynı anda birden fazla kişiyi içerebileceğini anlamakta zorlanabilir.
Çocuk sevdiği arkadaşının başka biriyle yakınlaşmasını kendi yerini kaybetme tehdidi olarak deneyimleyebilir.
Burada çocuğu “Ne kadar kıskançsın” diye etiketlemek uygun değildir.
Daha açıklayıcı bir dil kullanılabilir:
“Arkadaşının başka biriyle oynaması seni zorladı.”
“Onun yalnızca seninle oynamasını istiyorsun.”
“Bir arkadaşın başka çocuklarla da oynayabilir. Bu, senin artık onun arkadaşı olmadığın anlamına gelmez.”
Bu tür deneyimler çocuğun ilişkilerin paylaşılabilir olduğunu zamanla öğrenmesine yardımcı olur.
Çocuklarda şefkat gelişimi, yalnızca yardım etmekle değil; başkasının kendi istekleri ve ilişkileri olabileceğini fark etmekle de ilişkilidir.
Arkadaşını Sahiplenmek ile Yakınlık Aynı Şey midir?
Hayır.
Yakınlık, iki çocuğun karşılıklı olarak birlikte olmak istemesidir. Sahiplenme ise çocuğun arkadaşının tercihlerini kontrol etmeye çalışmasıdır.
Çocuk arkadaşının başka biriyle oynamasına engel oluyor, onun adına karar veriyor veya ayrıldığında tehdit ediyorsa ilişki içindeki sınırların desteklenmesi gerekir.
Yetişkin şöyle diyebilir:
“Sen onunla oynamak istiyorsun. O şimdi başka bir oyuna katılmak istedi.”
“Arkadaşını çağırabilirsin ama onun kararına da saygı duymamız gerekiyor.”
“Birini arkadaşımız olması için zorlayamayız.”
Çocuklarda sınır gelişimi, yalnızca kendi alanını korumayı değil, arkadaşının seçimlerine ve sınırlarına da saygı göstermeyi içerir.
Çocuğun üzüntüsü görülmeli, ancak arkadaşını kontrol etmesine izin verilmemelidir.
Çocuk Arkadaşı Olmadan Hiçbir Şey Yapmak İstemiyorsa Ne Olur?
Bazı çocuklar belirli bir arkadaşının yokluğunda sınıfın geri kalanıyla bağ kurmakta zorlanır.
“Arkadaşım gelmedi, ben de oynamayacağım.”
“O yoksa bahçeye çıkmayacağım.”
“Ben sadece onun yanına otururum.”
Bu durumda yetişkin çocuğun kaybını küçümsememelidir. Yakın arkadaşının yokluğu çocuk için gerçek bir hayal kırıklığıdır.
“Başka arkadaşların var” demek hemen işe yaramayabilir.
Önce duygu tanınabilir:
“Onun bugün gelmemesine üzüldün.”
“Onunla oynamayı planlamıştın.”
“Bugün sınıf sana biraz farklı geliyor olabilir.”
Ardından çocuk hemen büyük bir gruba itilmeden daha küçük bir geçiş sunulabilir:
“İstersen önce benimle şu masaya bakalım.”
“İki çocuk bloklarla yol yapıyor. Yanlarında durup izleyebiliriz.”
“Bugün senin sevdiğin oyun hamurları burada.”
Amaç arkadaşının yokluğunu unutturmak değil, çocuğun sosyal ve oyun alanının tek bir kişiye bağlı kalmadan da sürdürülebileceğini deneyimlemesine yardım etmektir.
Çocukları Bilerek Ayırmak Doğru mudur?
Yakın arkadaş olan çocukları yalnızca “Başkalarıyla da oynasınlar” düşüncesiyle sürekli ayırmak doğru olmayabilir.
Bu ilişki çocuklara güven, aidiyet ve karşılıklı öğrenme sunuyor olabilir. Yetişkin müdahalesi çocukların değerli bir bağı kaybetmesine neden olabilir.
Ancak her etkinlikte, her masada ve her oyunda yan yana olmaları da sosyal alanlarının genişlemesini sınırlandırabilir.
Daha dengeli yaklaşım, arkadaşlığı korurken farklı sosyal deneyimler sunmaktır.
Örneğin:
- Bazı küçük grup çalışmalarında farklı çocuklar bir araya getirilebilir.
- Bahçede ortak bir oyun birkaç çocuğa doğru genişletilebilir.
- İki arkadaşın kurduğu oyuna üçüncü bir çocuk nazikçe davet edilebilir.
- Çocuklar farklı sorumluluklarda farklı eşlerle çalışabilir.
- Zorunlu ayrılık yerine doğal çeşitlilik oluşturulabilir.
Burada amaç “Sizi ayırıyoruz” mesajı vermek değil, sınıf içindeki ilişki olanaklarını artırmaktır.
Öğretmen Yakın Arkadaşlığa Ne Zaman Müdahale Etmelidir?
Öğretmenin her yakın arkadaşlığı yönetmesi gerekmez. Çocukların ilişkilerine kendi ritimleri içinde gelişme alanı tanınmalıdır.
Ancak şu durumlarda öğretmen daha aktif olabilir:
- Bir çocuk sürekli diğerini yönetiyorsa,
- Çocuklardan biri ilişki içinde kendi fikrini söyleyemiyorsa,
- Başka çocuklar sistemli biçimde dışlanıyorsa,
- Kıskançlık fiziksel veya sözel saldırganlığa dönüşüyorsa,
- Çocuklar birbirlerini tehdit ediyorsa,
- Arkadaşlık bütün sınıf katılımını engelliyorsa,
- Çocuklardan biri ayrılmak istediği hâlde ayrılamıyorsa,
- İlişki her iki çocuk için de yoğun kaygı üretiyorsa.
Müdahalenin amacı arkadaşlığı sona erdirmek değil, daha karşılıklı ve esnek hâle getirmektir.
Öğretmen çocuklara şu deneyimleri sunabilir:
- Sırayla karar verme,
- Farklı fikirleri oyuna dahil etme,
- “Hayır” cevabını kabul etme,
- Başka çocukların katılımına alan açma,
- Ayrı etkinliklerde bulunup yeniden buluşabilme,
- Çatışma sonrası ilişkiyi onarma.
Çocukların Oyununa Üçüncü Bir Çocuk Katılmak İstediğinde Ne Yapılmalı?
İki yakın arkadaşın kurduğu oyun güçlü bir ortak düzene sahip olabilir. Üçüncü çocuk katılmak istediğinde “Hayır, sen gelemezsin” cevabıyla karşılaşabilir.
Yetişkin her durumda çocukları herkesi oyuna almak zorunda bırakmamalıdır. Çocukların kurdukları oyunun sınırını koruma hakkı da vardır.
Ancak sürekli aynı çocukların dışlanmasına izin vermek de doğru değildir.
Önce oyunun yapısı anlaşılabilir:
“Oyununuzda şu an hangi roller var?”
“Yeni bir rol eklemek mümkün mü?”
“Arkadaşınız oyuna katılmak istiyor. Ona ne önerebilirsiniz?”
Bazen oyun genişleyebilir. Bazen çocuklar “Şimdi bu oyunu iki kişi bitirmek istiyoruz” diyebilir.
Bu durumda dışarıda kalan çocuğa başka bir oyun alanı sunulabilir. Daha sonra iki arkadaşın sınıfın geri kalanıyla da ilişki kurmasına fırsat yaratılabilir.
Amaç çocukların kişisel sınırlarını tamamen kaldırmak değil, dışlamayı ilişkisel bir güç aracına dönüştürmelerini engellemektir.
“Herkes Herkesle Arkadaş Olmalı” Beklentisi Gerçekçi midir?
Hayır.
Çocukların sınıftaki herkesi aynı ölçüde sevmesi veya herkesle aynı yakınlıkta ilişki kurması beklenemez.
Yetişkinler de bütün insanlarla yakın arkadaş olmaz. Çocukların da tercihleri, uyumları ve yakınlıkları vardır.
Okulun amacı bütün çocukların zorunlu biçimde yakın arkadaş olması değil; birbirleriyle saygılı ve güvenli bir ortamda yaşayabilmesidir.
Çocuk bir arkadaşıyla yakın olabilir, bazı çocuklarla ara sıra oynayabilir ve bazılarıyla yalnızca aynı sınıfı paylaşabilir.
Bu sosyal çeşitlilik olağandır.
Önemli olan:
- Kimsenin sistemli olarak aşağılanmaması,
- Çocuğun tamamen yalnız ve dışarıda kalmaması,
- İlişkilerin korku ve kontrol üzerinden yürümemesi,
- Çocuğun gerektiğinde farklı kişilerle temas kurabilmesi,
- Sınıfın herkes için güvenli kalmasıdır.
Çocuğu Başka Arkadaşlarla Oynamaya Zorlamak Neden İşe Yaramayabilir?
“Bugün onunla oynamayacaksın.”
“Git başka arkadaş bul.”
“Hep aynı kişiyle oynanmaz.”
Bu tür müdahaleler çocuğun mevcut güven ilişkisini tehdit edebilir.
Çocuk yeni ilişkilere merakla değil, kayıp ve zorlanma duygusuyla yaklaşabilir. Başka çocuklarla oynamayı, sevdiği arkadaşından mahrum bırakılma olarak deneyimleyebilir.
Sosyal alanı genişletmek için daha doğal köprüler kurulabilir:
“İkiniz hayvanlarla oynuyorsunuz. Deniz de hayvan oyunlarını seviyor. Onun için bir yer olabilir mi?”
“Bugün masada farklı bir arkadaşın yanında oturacaksın. Bahçede yine birlikte oynayabilirsiniz.”
“Bu etkinlikte küçük gruplar kuracağız. Sonra serbest oyunda yeniden buluşabilirsiniz.”
Bu yaklaşım yakın arkadaşlığı reddetmez, ancak çocuğun başka ilişkileri de deneyebilmesine alan açar.
Çocuk Arkadaşıyla Sürekli Kavga Ediyorsa Bu İlişki Zararlı mıdır?
Yakın arkadaşlar sık sık çatışabilir. Çünkü birlikte daha fazla zaman geçirir, daha çok paylaşım yapar ve birbirlerinden daha fazla beklenti geliştirirler.
Sürekli “En yakın arkadaşım” dediği çocukla tartışması ilişkinin değersiz veya zararlı olduğu anlamına gelmeyebilir.
Yakın arkadaşlık çocuklara:
- Hayal kırıklığını,
- Beklemeyi,
- Farklı fikirlere dayanmayı,
- Özür dilemeyi,
- Onarım yapmayı,
- Yeniden yakınlaşmayı
öğretir.
Ancak çatışmanın niteliği önemlidir.
İlişkide sürekli korku, aşağılama, fiziksel zarar veya tek taraflı kontrol varsa yetişkin müdahalesi gerekir.
Çatışma karşılıklı ve onarılabilir düzeydeyse öğretmen hemen çözümü vermek yerine çocukların ne olduğunu anlamasına yardımcı olabilir:
“İkiniz de aynı rolü istediniz.”
“Biriniz oyuna devam etmek, diğeriniz değiştirmek istedi.”
“Şimdi nasıl bir yol bulabilirsiniz?”
Yakın arkadaşlık, çocuğun ilişki kurmayı öğrenmesinin yanında ilişkiyi onarmayı da öğrendiği bir alandır.
Aileler Çocuğun Arkadaşlığını Yönetmeli mi?
Aileler çocuklarının arkadaşlıkları hakkında doğal olarak merak duyar. Çocuğunun iyi davranan, destekleyici ve güvenli ilişkiler kurmasını ister.
Ancak yetişkinin çocuğun arkadaşını seçmesi veya ilişkisini ayrıntılı biçimde yönetmesi doğru değildir.
“Onunla oynama.”
“Şu çocuk senin için daha iyi.”
“Neden hep aynı kişiyi seçiyorsun?”
“O seni hak etmiyor.”
Bu tür ifadeler çocuğun kendi sosyal deneyimine güvenmesini zorlaştırabilir.
Aile daha çok çocuğun ilişkide nasıl hissettiğini ve nasıl davrandığını anlamaya çalışabilir:
“Birlikte en çok ne oynamayı seviyorsunuz?”
“Fikirleriniz farklı olduğunda ne oluyor?”
“O başka biriyle oynadığında nasıl hissediyorsun?”
“Sen istemediğin bir şeyi söylediğinde seni dinliyor mu?”
Amaç arkadaş hakkında hüküm vermek değil, çocuğun ilişkisini düşünmesine yardımcı olmaktır.
Aileler Öğretmene Ne Sorabilir?
Çocuk evde yalnızca tek bir arkadaşından söz ediyorsa, öğretmenden daha geniş bir sınıf gözlemi alınabilir.
Şu sorular yararlı olabilir:
- Gün içinde yalnızca bu çocukla mı oynuyor?
- Arkadaşı gelmediğinde ne yapıyor?
- Grup çalışmalarına katılabiliyor mu?
- Başka çocuklarla kısa da olsa ilişki kuruyor mu?
- İlişkide kararları kim veriyor?
- Kıskançlık veya dışlama yaşanıyor mu?
- Bu arkadaşlık çocuğu rahatlatıyor mu, kaygılandırıyor mu?
- Öğretmen sosyal alanı genişletmek için ne gözlemliyor?
Çocuğun evde anlattığı yakınlık ile sınıfta yaşanan ilişkinin tamamı aynı olmayabilir.
Öğretmen çocuğu farklı zamanlarda ve ilişkiler içinde gözlemleyerek daha bütünlüklü bilgi sunabilir.
Yakın Arkadaşlık Çocuğun Kimliğini Nasıl Etkiler?
Çocuklar yakın arkadaşlarıyla ortak bir dünya kurabilir. Aynı oyunları oynar, benzer sözler kullanır, birlikte gülmeye ve bazı tercihlerde birbirini taklit etmeye başlayabilir.
Bu ortaklık aidiyet duygusunu destekler.
Ancak zaman zaman çocuk kendi isteğini arkadaşından ayırmakta zorlanabilir:
“O neyi seçerse ben de onu seçerim.”
“O gelmiyorsa ben de gelmem.”
“O bunu sevmiyor, ben de sevmiyorum.”
Yetişkin çocuğun bağımsız tercihlerini destekleyebilir:
“Arkadaşın maviyi seçti. Sen hangi rengi istiyorsun?”
“O bahçeye çıkmak istemiyor olabilir. Sen çıkmak ister misin?”
“Aynı şeyi sevmek zorunda değilsiniz.”
Yakınlık içinde ayrı kalabilmek, sağlıklı arkadaşlığın önemli bir parçasıdır.
Çocuk hem “Biz arkadaşız” hem de “Ben ondan farklı biriyim” deneyimini yaşayabilmelidir.
Nova Anaokulu’nda Yakın Arkadaşlıklar Nasıl Ele Alınır?
Nova Anaokulu’nda bir çocuğun belirli bir arkadaşa yönelmesi hemen sosyal eksiklik olarak değerlendirilmez.
Yakın arkadaşlığın çocuğa ne sunduğu gözlemlenir.
Bu ilişki çocuğun sınıfa daha güvenli katılmasına mı yardımcı oluyor? Oyununu zenginleştiriyor mu? Kendini daha rahat ifade etmesini mi sağlıyor? Yoksa çocuğun sosyal alanını giderek daraltıyor, yoğun kıskançlık veya kontrol mü üretiyor?
Nova’da öğretmenin görevi yakın arkadaşlıkları dağıtmak değil, ilişkinin yapısını anlamaktır.
Çocukların bağ kurmasına, ortak oyun geliştirmesine ve birbirleri için anlamlı hâle gelmesine alan açılır. Bununla birlikte sınıf yaşamı yalnızca sabit ikililerden oluşacak biçimde bırakılmaz.
Küçük grup çalışmaları, bahçe oyunları, sanat deneyimleri ve günlük sorumluluklar çocukların farklı arkadaşlarla da temas kurmasına imkân verir.
Bu geçişler zorunlu bir ayrıştırma olarak değil, sosyal dünyanın doğal biçimde genişlemesi olarak ele alınır.
Nova Anaokulu’nun çocuğa kattığı önemli deneyimlerden biri, yakın ilişki kurarken kendisini kaybetmemeyi öğrenmesidir.
Çocuk arkadaşını sevebilir ama onun bütün kararlarına uymak zorunda değildir. Arkadaşının başka çocuklarla oynamasına üzülebilir ama onu kontrol edemez. Başka bir oyunu tercih edebilir ve sonra yeniden yakın arkadaşına dönebilir.
Öğretmen çatışmaların üzerini hemen kapatmaz. Çocukların ne istediğini, nerede zorlandığını ve arkadaşlıklarını nasıl onarabileceklerini anlamalarına eşlik eder.
Amaç herkesi herkesle zorunlu olarak arkadaş yapmak değil; çocukların hem yakınlık hem farklılık içinde güvenli ilişkiler kurabilmesini desteklemektir.
Yakın Arkadaşlığı Desteklerken Sosyal Alan Nasıl Genişletilir?
Çocuğun sosyal alanı küçük ama düzenli deneyimlerle genişletilebilir.
Mevcut arkadaşlığı değersizleştirmeyin
Çocuğun yakın ilişkisini sorun gibi sunmayın.
Farklı çocuklarla küçük temaslar oluşturun
Büyük grup yerine iki veya üç çocuklu oyunlar daha kolay olabilir.
Ortak ilgilerden yararlanın
Aynı oyun veya malzemeye ilgi duyan çocukları bir araya getirin.
Çocuğu aniden arkadaşından ayırmayın
Önceden bilgi verin ve yeniden buluşabileceklerini belirtin.
Arkadaşı yokken hemen büyük gruba itmeyin
Öğretmen eşliği veya küçük bir oyun köprüsü sunun.
Kendi tercihlerini ifade etmesini destekleyin
Arkadaşının seçimiyle kendi seçimini ayırmasına yardımcı olun.
Kıskançlığı utandırmadan ele alın
Duyguyu görün, ancak kontrol edici davranışa sınır koyun.
İlişkiyi yalnızca çatışma üzerinden değerlendirmeyin
Birlikte üretme, gülme, yardım etme ve onarma anlarını da gözlemleyin.
Ne Zaman Daha Yakından Değerlendirmek Gerekir?
Tek bir arkadaş seçmek çoğu zaman olağan bir sosyal tercihtir. Ancak bazı belirtiler uzun süre yoğun biçimde devam ediyorsa daha yakından değerlendirme yararlı olabilir:
- Çocuk arkadaşı olmadığında hiçbir etkinliğe katılamıyorsa,
- Bütün sosyal ilişkilere karşı yoğun kaçınma gösteriyorsa,
- Arkadaşının kararlarına tamamen bağımlı hâle geliyorsa,
- Arkadaşını sürekli kontrol ediyor veya tehdit ediyorsa,
- Arkadaşlık düzenli olarak korku ve üzüntü yaratıyorsa,
- Çocuk ilişki içinde sık sık aşağılanıyor veya zarar görüyorsa,
- Öğretmen desteğine rağmen sosyal alanı hiç genişlemiyorsa,
- Çocuğun genel okul katılımı bu ilişkiye bütünüyle bağlıysa.
Bu durumlarda çocukları yalnızca ayırmak yeterli değildir. Çocuğun ilişkiye neden bu ölçüde ihtiyaç duyduğu ve hangi sosyal becerilerde desteğe gereksinim duyduğu anlaşılmalıdır.
Sonuç: Yakın Arkadaşlık Çocuğun Sosyal Dünyasına Açılan Bir Kapı Olabilir
Çocuklar neden hep aynı arkadaşla oynar sorusunun cevabı çoğu zaman çocuğun güven, uyum ve aidiyet ihtiyacında bulunur.
Yakın bir arkadaş, çocuğun kalabalık sosyal ortam içinde kendisini daha rahat hissetmesine, oyununu sürdürmesine ve okula ait olmasına yardımcı olabilir.
Bu nedenle tek bir arkadaş seçmek hemen sorun olarak değerlendirilmemelidir.
Asıl önemli olan, ilişkinin çocuğu nasıl etkilediğidir.
Çocuk bu arkadaşlık içinde kendisini ifade edebiliyor, farklı fikirlere dayanabiliyor, gerektiğinde ayrı kalabiliyor ve başka insanlarla da temas kurabiliyorsa yakınlık gelişimini destekliyor olabilir.
Ancak arkadaşlık kontrol, korku, yoğun bağımlılık veya sosyal daralma üretiyorsa yetişkin eşliğine ihtiyaç vardır.
Çocuğun yakın arkadaşlığını bozmak yerine, bu ilişkinin güveninden yararlanarak sosyal dünyasını yavaşça genişletmek daha sağlıklı bir yoldur.
Çocuk bir arkadaşa yakın olabilir ve aynı zamanda başkalarına da açık kalabilir. Birini çok sevebilir ama kendi tercihlerini koruyabilir. Ayrı oyunlar oynayıp sonra yeniden buluşabilir.
Sağlıklı arkadaşlık, yalnızca birlikte kalabilmek değil; ayrı kalındığında da ilişkinin sürdüğüne güvenebilmektir.
Nova Anaokulu’nun akran ilişkileri, oyun ve sosyal-duygusal gelişim yaklaşımını daha yakından tanımak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğun hep aynı arkadaşla oynaması normal mi?
Evet. Okul öncesi çocuklar belirli bir arkadaşla daha güvenli ve uyumlu hissedebilir. Tek bir arkadaş tercih etmek tek başına sosyal gelişim sorunu değildir.
Çocuk başka çocuklarla oynamak istemiyorsa zorlanmalı mı?
Hayır. Zorlamak yerine mevcut arkadaşlığı koruyarak küçük grup oyunları ve ortak ilgiler üzerinden farklı çocuklarla doğal temaslar oluşturulabilir.
Yakın arkadaş olan çocukları ayırmak doğru mu?
Sadece başka çocuklarla oynasınlar diye sürekli ayırmak doğru değildir. Ancak farklı grup deneyimleri sunularak sosyal alanlarının genişlemesi desteklenebilir.
Çocuk arkadaşını kıskanıyorsa ne yapılmalı?
Kıskançlık duygusu görülmeli; ancak arkadaşını kontrol etmesine veya başka çocukları dışlamasına izin verilmemelidir. Bir kişinin birden fazla arkadaşı olabileceği zaman içinde deneyimlenmelidir.
Ne zaman yakın arkadaşlık sorun hâline gelir?
Çocuk arkadaşının yokluğunda hiçbir şeye katılamıyor, kendi kararlarını veremiyor, yoğun kontrol veya korku yaşıyor ya da başka ilişkileri tamamen reddediyorsa daha yakından değerlendirmek gerekir.
