Bir çocuk salonun ortasında duran iki sandalyenin üzerine battaniye örter.
Altına minderlerini, birkaç oyuncağını ve sevdiği kitabı taşır. Giriş kısmını kapatır ve yetişkine döner:
“Burası benim evim.”
Başka bir çocuk masanın altına girer. Koltukların arasındaki dar boşluğa yerleşir. Dolabın yanındaki küçük köşeyi sahiplenir veya büyük bir kutunun içine oturur.
Yetişkin bazen bu davranışı anlamakta zorlanır.
“Odanın tamamı senin, neden bu dar yere giriyorsun?”
“Orası karanlık.”
“Çadırı kaldır, salon dağıldı.”
“Neden sürekli saklanıyorsun?”
Oysa çocuğun kurduğu bu küçük alan, yalnızca fiziksel bir saklanma yeri değildir.
Çocuk neden saklanma yeri yapar sorusunun altında çoğu zaman güvenlik, sınır kurma, kendi dünyasını oluşturma, mahremiyet yaşama ve çevresini kontrol edebilme ihtiyacı bulunur.
Çocuk büyüklerin kurduğu bir dünyada yaşar. Evin odaları, eşyaların yerleri, günlük düzen ve kurallar çoğunlukla yetişkinler tarafından belirlenir.
Çocuk battaniyeden bir çadır yaptığında ilk kez çevresinin sınırlarını kendisi çizer.
Nerenin içerisi, nerenin dışarısı olduğuna karar verir. Kimin girebileceğini belirler. Hangi eşyaların içeride bulunacağını seçer. Alanını büyütür, küçültür, açar ve kapatır.
Bu küçük ev, çocuğun yalnızca içinde oturduğu bir yer değil; kendi dünyasını kurabildiğini deneyimlediği bir alandır.
Çocuklar Neden Küçük ve Kapalı Alanları Sever?
Yetişkinler geniş, ferah ve açık alanları çoğu zaman daha rahat bulur. Çocuklar ise küçük, çevrelenmiş ve bedene yakın alanlarda farklı bir güven hissedebilir.
Küçük alan çocuğa fiziksel bir sınır sunar.
Büyük bir odada sesler, hareketler ve nesneler birçok yönden gelir. Küçük bir çadırda veya masa altında ise çevre daha belirgindir. Çocuk arkasında ne olduğunu, girişin nerede bulunduğunu ve alanın ne kadar sürdüğünü daha kolay hisseder.
Çevrelenmiş alanlar çocuğa şu deneyimleri sunabilir:
- Bedeninin sınırlarını daha güçlü hissetmek,
- Dış uyaranları azaltmak,
- Gürültüden uzaklaşmak,
- Kendi oyununa yoğunlaşmak,
- Yakınlık ve korunma duygusu yaşamak,
- Çevresi üzerinde geçici bir kontrol kurmak,
- Yalnız kalmadan geri çekilebilmek.
Bu nedenle çocuklar yalnızca korktuklarında değil, oyun oynarken, dinlenirken veya hayal kurarken de küçük alanlara yönelebilir.
Bir kutu, masa altı veya battaniye çadırı; çocuğun dünyayı daha yönetilebilir bir ölçüye indirdiği yer hâline gelebilir.
Saklanmak Her Zaman Korku Anlamına mı Gelir?
Hayır.
Çocuğun saklanması her zaman bir şeyden korktuğu, kaçtığı veya kendisini güvensiz hissettiği anlamına gelmez.
Saklanmak oyun olabilir.
Çocuk görünmez olmayı, bulunmayı, kaybolup yeniden ortaya çıkmayı deneyebilir. Birinin kendisini aramasından keyif alabilir. Yetişkinin gözünden geçici olarak çekilip sonra yeniden görünür hâle gelebilir.
Bu oyun çocuğa güçlü bir deneyim sunar:
“Ben görünmesem de var olmaya devam ediyorum.”
“Sen beni göremesen de beni arıyorsun.”
“Kaybolabilirim ve yeniden bulunabilirim.”
Küçük çocuklar için görünmek ve görünmemek oldukça etkileyici bir temadır.
Çocuk bir perde arkasına saklanır, ayakları görünmesine rağmen sessizce bekler ve yetişkinin onu gerçekten göremediğini düşünür.
Burada yetişkin için basit görünen bir oyun, çocuk için varlık, yokluk ve yeniden karşılaşma üzerine güçlü bir deneyimdir.
Küçük Ev Kurmak ile Saklambaç Aynı Şey midir?
Her zaman değil.
Saklambaç daha çok görünmemek ve bulunmak üzerine kuruludur. Küçük ev veya çadır oyunu ise bir alanın sahibi olmakla ilgilidir.
Çocuk kurduğu yere yalnızca saklanmak için girmez. Orada uzun süre oyun oynayabilir, kitap bakabilir, oyuncaklarını düzenleyebilir veya hiçbir şey yapmadan oturabilir.
Bu alanı “ev”, “yuva”, “mağara”, “gizli üs”, “hastane”, “uzay gemisi” veya “kale” olarak adlandırabilir.
Alan, oyunun anlamına göre dönüşür.
Çocuğun kurduğu bu yer:
- Kendi kararlarını verebildiği,
- Yetişkin dünyasından biraz ayrılabildiği,
- Hayal gücünü sürdürebildiği,
- Oyunun sınırlarını koruyabildiği,
- Kendisine ait bir düzen oluşturabildiği
bir mekâna dönüşebilir.
Çocuk Neden “Buraya Giremezsin” Der?
Çocuk küçük evini kurduktan sonra yetişkinin içeri girmesini istemeyebilir.
“Burası benim.”
“Sen gelemezsin.”
“Kapıyı kapatıyorum.”
“İzin almadan girme.”
Bu sözler yetişkin için kaba veya dışlayıcı görünebilir. Oysa çocuk kendi alanının sınırını deniyor olabilir.
Günlük yaşamda çocuk çoğu zaman yetişkinin belirlediği alanlarda bulunur. Odasına girilir, eşyaları düzenlenir, oyununa müdahale edilir ve ne zaman kalkacağına karar verilir.
Kendi kurduğu küçük alanda ise söz sahibi olmak ister.
Bu durum çocuğun ilişkiden koptuğu anlamına gelmez. Yakınlık içinde sınır deneyimi yaşamaktadır.
Yetişkin şöyle sorabilir:
“İçeri girebilir miyim?”
“Beni davet etmek ister misin?”
“Kapının dışında beklememi mi istiyorsun?”
Çocuğun cevabı “Hayır” olabilir.
Güvenlik sorunu yoksa bu sınıra saygı göstermek, çocuğun kendi alanı üzerinde söz hakkı olduğunu hissetmesine yardımcı olur.
Çocuğun Alanına İzin Almadan Girmek Neden Önemlidir?
Yetişkin çocuğun kurduğu çadırı oyun olarak görüp doğrudan içine girebilir. Oyuncakları düzeltebilir, minderleri değiştirebilir veya alanı “daha güzel” hâle getirmeye çalışabilir.
Ancak çocuk açısından bu müdahale, kurduğu dünyanın kontrolünü yeniden yetişkine kaptırmak anlamına gelebilir.
Çocuğun alanına izin istemeden girmek şu mesajı verebilir:
“Senin kurduğun sınırlar gerçek değil.”
“Burası senin olsa da son karar bana ait.”
“Yaptığın düzeni ben daha iyi bilirim.”
Elbette evdeki bütün alanlar çocuğun sınırsız mülkiyeti değildir. Güvenlik, temizlik ve ortak yaşam kuralları korunmalıdır.
Ancak yetişkin mümkün olduğunca çocuğun oluşturduğu sınıra saygı gösterebilir.
“Birazdan odayı toplamamız gerekecek. Önce evini kapatmak ister misin?”
“İçeride tehlikeli bir şey olmadığından emin olmam gerekiyor. Bakmama izin verir misin?”
“Bu alan akşama kadar kalabilir, sonra birlikte kaldıracağız.”
Bu tür bir dil, yetişkin çerçevesini korurken çocuğun özne olma deneyimini de destekler.
Çocuk Neden Evin En Dar Yerlerini Seçer?
Çocukların seçtiği alanlar bazen yetişkin için rahatsız edici derecede dar olabilir.
Koltuk ile duvar arası, masa altı, dolap yanı, perde arkası veya büyük karton kutular çocukların ilgisini çekebilir.
Dar alan bedene yakınlık hissi verir. Çocuk çevresini daha yoğun biçimde hisseder.
Büyük alanlarda bedenin sınırları daha belirsizken dar alanda sırt, dizler, eller ve omuzlar yüzeylerle temas eder.
Bu temas bazı çocuklar için düzenleyici olabilir.
Çocuk yoğun bir günün ardından küçük bir alana girerek çevresel uyaranları azaltabilir. Gürültü, kalabalık ve hareketten kısa süreliğine uzaklaşabilir.
Bu nedenle küçük alanlara yönelme bazen çocuğun kendisini düzenleme biçimlerinden biridir.
Saklanma Yerleri Mahremiyet İhtiyacıyla İlgili midir?
Evet.
Çocuk büyüdükçe yalnızca görünmek ve ilişki kurmak değil, zaman zaman görünmemek ve kendi alanını korumak da ister.
Mahremiyet yalnızca bedenin örtülmesi veya tuvalet alanıyla ilgili değildir. Çocuğun düşüncesi, oyunu, üretimi ve yalnız kalma isteği de mahremiyetin parçalarıdır.
Çocuk kurduğu çadırın içinde kendi kendine konuşabilir. Oyuncaklarıyla kimsenin dinlemesini istemediği bir hikâye kurabilir. Resmini göstermek istemeyebilir.
Bu alan çocuğun iç dünyasıyla daha özel bir ilişki kurmasına yardımcı olabilir.
Yetişkin her sessizliği merakla açmaya çalışmamalıdır:
“İçeride ne yapıyorsun?”
“Kiminle konuşuyorsun?”
“Neden bana göstermiyorsun?”
Çocuk güvenli biçimde oynuyorsa, bir süre kendi alanında kalmasına izin verilebilir.
Çocuklarda mahremiyet eğitimi, yalnızca yabancılardan korunma kuralları öğretmek değildir. Çocuğun kendi sınırlarını hissetmesini ve başkasının sınırına saygı göstermesini de içerir.
Yalnız Kalmak İstemek Çocuğun İçe Kapandığı Anlamına mı Gelir?
Hayır.
Çocukların da zaman zaman yalnız kalmaya, sessizleşmeye ve grup dışına çekilmeye ihtiyacı olabilir.
Yetişkin yalnız kalmayı hemen mutsuzluk, dışlanma veya sosyal sorun olarak yorumlayabilir.
Oysa çocuk:
- Oyununun bölünmesini istemiyor olabilir,
- Gürültüden yorulmuş olabilir,
- Duygusunu düzenlemeye çalışıyor olabilir,
- Hayal kurmak istiyor olabilir,
- Kalabalık ilişkilerden kısa süreliğine uzaklaşmaya ihtiyaç duyabilir.
Sağlıklı gelişim yalnızca gruba katılabilmek değildir. Gerektiğinde geri çekilebilmek ve hazır olduğunda yeniden ilişkiye dönebilmek de önemlidir.
Burada dikkat edilmesi gereken, çocuğun geri çekilmesinin geçici ve esnek olup olmadığıdır.
Çocuk küçük alanında bir süre kaldıktan sonra yeniden oyuna dönüyor, yetişkinle iletişim kuruyor ve günlük yaşama katılıyorsa bu çoğu zaman doğal bir düzenlenme biçimidir.
Çocuk Neden Oyuncaklarını Küçük Evin İçine Taşır?
Çocuk seçtiği eşyaları küçük alanına taşırken kendi dünyasını kurar.
Hangi oyuncakların içeri gireceğine karar verir. Bazılarını dışarıda bırakır. Minder, kitap, ışık veya küçük nesneler ekler.
Bu süreç çocuğun sınıflandırma, düzen kurma ve seçim yapma kapasitesini de destekler.
Çocuk bir anlamda şunu söyler:
“Bunlar benim dünyama ait.”
Taşınan nesneler her zaman rastgele değildir.
Çocuk sevdiği, güvende hissettiği veya oyununda önemli anlam taşıyan nesneleri seçebilir.
Bazen battaniyesini, oyuncağını veya yastığını getirir. Bu nesneler alanın daha tanıdık ve kişisel hissettirmesine yardımcı olabilir.
Çocuğun Kurduğu Çadırı Yetişkin Daha Güzel Hâle Getirmeli mi?
Genellikle gerekmez.
Yetişkin çocuğun yaptığı yapıyı görünce düzeltmek isteyebilir.
Battaniyeyi daha düzgün serer, sandalyeleri simetrik yerleştirir, ışık ekler veya çadırı sosyal medyada görülen estetik bir oyun köşesine dönüştürür.
Bu müdahale iyi niyetlidir. Ancak çocuğun kurduğu yapının değerini yetişkin ölçütlerine bağlayabilir.
Çocuğun çadırı eğri, karanlık veya düzensiz olabilir. Tam da bu nedenle kendisine aittir.
Yetişkin ancak çocuk yardım istediğinde destek sunabilir:
“Çatının düşmemesi için yardım ister misin?”
“Buraya bir mandal ekleyebiliriz. Sen karar ver.”
Çocuğun yaptığı alanı yetişkinin tasarımına dönüştürmemek önemlidir.
Çünkü oyundaki amaç güzel görünmek değil, çocuğun kurmasıdır.
Çocuk Küçük Evini Sürekli Yıkıp Yeniden Kuruyorsa Ne Anlama Gelir?
Kurmak kadar yıkmak da oyunun bir parçasıdır.
Çocuk bir çadır yapar, içine girer, sonra dağıtır ve başka bir biçimde yeniden kurar.
Yetişkin “Madem yıkacaktın neden yaptın?” diye düşünebilir.
Oysa çocuk için ortaya çıkan son yapıdan çok süreç önemlidir.
Kurarken:
- Plan yapar,
- Malzemeleri dener,
- Ağırlık ve dengeyi gözlemler,
- Alanın sınırını değiştirir,
- Sorunlara çözüm arar,
- Yeni fikirler geliştirir.
Yıkmak da yeni bir başlangıcın parçasıdır.
Çocuk her seferinde aynı evi yapıyor gibi görünse de küçük değişiklikler yapabilir. Girişi farklı yere koyar, bu kez daha büyük yapar veya başka oyuncakları içeri alır.
Çocuklarda problem çözme becerisi, çoğu zaman yetişkinin önceden hazırladığı görevlerden değil, çocuğun kendi oyununda karşılaştığı gerçek sorunlardan gelişir.
Aynı Saklanma Oyununu Tekrar Tekrar Oynaması Normal mi?
Evet.
Çocuklar kendileri için anlamlı olan oyunları tekrar eder.
Aynı çadırı kurabilir, aynı hikâyeyi canlandırabilir veya her gün aynı köşeye çekilebilir.
Yetişkin tekrarı gelişimin durması gibi görebilir. Oysa tekrar çocuğun deneyimi işlemesine, tanıdık bir düzen kurmasına ve oyunun farklı yönlerini keşfetmesine yardımcı olabilir.
Her tekrar bütünüyle aynı değildir.
Çocuk bir gün evin annesi olur, başka gün içeride hayvanları saklar, başka bir gün çadırı fırtınadan korunan bir yer olarak kullanır.
Tekrarın içindeki küçük farklar çocuğun düşüncesindeki hareketi gösterir.
Önemli olan, oyunun esnek olup olmadığıdır. Çocuk zaman zaman başka oyunlara geçebiliyor, yeni fikirler ekleyebiliyor ve günlük yaşama katılabiliyorsa tekrar çoğu zaman doğal bir gelişim aracıdır.
Saklanma Oyunu Ayrılık Deneyimiyle İlişkili Olabilir mi?
Bazen evet.
Çocuk saklanır ve yetişkinin kendisini bulmasını bekler. Bu oyun, ayrılıp yeniden buluşma deneyimini sembolik biçimde çalışmasına yardımcı olabilir.
Çocuk kontrolün kendisinde olduğu bir ayrılık yaratır.
Bu kez yetişkin gitmez; çocuk görünmez olur. Ne zaman ortaya çıkacağına kendisi karar verir.
Yetişkin onu arar ve bulur.
Bu tekrar çocuğa ayrılıkların her zaman kalıcı olmadığını hissettirebilir.
Özellikle okula başlama, yeni kardeş, taşınma veya bakım veren değişikliği gibi dönemlerde saklanma ve küçük ev oyunları artabilir.
Ancak her saklanma oyunu doğrudan belirli bir olaya bağlanmamalıdır. Çocuğun oyunu hakkında kesin yorumlar yapmak yerine bağlamı gözlemlemek daha sağlıklıdır.
Yeni Kardeş Sonrası Küçük Alanlara Yönelme Artabilir mi?
Evet.
Yeni kardeşle birlikte evdeki fiziksel ve duygusal alan değişir. Ebeveynin dikkati bölünür, eşyalar paylaşılır ve çocuk kendisine ait yer konusunda daha hassas hâle gelebilir.
Çadır veya küçük ev, çocuğun “Burası yalnızca benim” diyebildiği bir alan sunabilir.
Oyuncaklarını içeri taşıyabilir ve kardeşinin girmesine izin vermeyebilir.
Bu durumda çocuğa hemen “Kardeşinle paylaşmalısın” demek gerekmeyebilir.
Çocuğun bazı eşyalarının ve alanlarının kendisine ait olması, paylaşmayı öğrenmesine engel değildir. Tam tersine, kendisine ait olanı hissedebildiğinde ortak alanlara daha güvenli biçimde katılabilir.
Elbette evdeki bütün alanları sürekli kapatmasına izin verilmeyebilir. Ancak küçük ve geçici bir kişisel alan tanınabilir.
Çocuk Neden Saklandığı Yerden Yetişkini İzler?
Çocuk bazen tamamen görünmez olmak istemez. Perdenin arkasından, masanın altından veya çadırın açıklığından yetişkini izler.
Bir yandan geri çekilir, diğer yandan ilişkinin devam edip etmediğini kontrol eder.
Yetişkinin hâlâ orada olduğunu görmek ister.
Bu durum çocuk gelişimindeki temel bir dengeyi gösterir:
Çocuk hem uzaklaşmak hem de bağın sürdüğünden emin olmak ister.
Küçük alan bu dengeyi mümkün kılar.
Çocuk kendi dünyasında bulunur ama yetişkini bütünüyle kaybetmez. Gerektiğinde seslenebilir, bakabilir ve yeniden yaklaşabilir.
Bağımsızlık da çoğu zaman böyle gelişir. Çocuk ilişkiden koparak değil, geri dönebileceğine güvenerek uzaklaşır.
Yetişkin Çocuğun Oyununa Katılmalı mı?
Çocuk davet ederse katılabilir.
Ancak katılımın biçimi önemlidir.
Yetişkin oyunu ele geçirmemeli, yeni kuralları hemen belirlememeli ve çadırı kendi hikâyesine dönüştürmemelidir.
Çocuk şöyle diyebilir:
“Sen kapıyı çal.”
“Sen dışarıdaki kurt ol.”
“Buraya yalnızca kediler girebilir.”
Yetişkin çocuğun kurduğu çerçeveyi takip edebilir.
Çocuk davet etmiyorsa dışarıdan eşlik etmek yeterli olabilir:
“İçeride olduğunu biliyorum.”
“Bir şeye ihtiyacın olursa buradayım.”
Çocuğun oyununa saygı göstermek, her oyuna dahil olmak anlamına gelmez.
Evde Çocuğa Kalıcı Bir Saklanma Köşesi Yapılmalı mı?
Mümkünse çocuğa zaman zaman geri çekilebileceği küçük bir alan sunmak yararlı olabilir.
Bu alan büyük veya pahalı olmak zorunda değildir.
Şunlar yeterli olabilir:
- Küçük bir çadır,
- Minderli bir köşe,
- Masa altına asılan kumaş,
- Büyük bir karton kutu,
- Kitap ve yastık bulunan sakin bir alan,
- Perdeyle ayrılmış küçük bir bölüm.
Alan tamamen kapalı ve denetimsiz olmamalıdır. Hava almalı, güvenli olmalı ve yetişkin gerektiğinde çocuğa ulaşabilmelidir.
Bu köşe ceza alanı gibi kullanılmamalıdır.
“Yaramazlık yaptın, çadırına git” denirse çocuk için güvenli alanın anlamı değişebilir.
Çocuk isterse oraya gidebilmeli, istemediğinde zorlanmamalıdır.
Küçük Alan Güvenli Biçimde Nasıl Kurulur?
Yetişkin güvenlik çerçevesini korumalıdır.
Şu noktalara dikkat edilebilir:
- Ağır eşyalar devrilebilecek biçimde kullanılmamalı,
- Hava almayan kapalı kutular tercih edilmemeli,
- Isıtıcı, priz ve kablolardan uzak olunmalı,
- Keskin veya kırılabilir nesneler içeri taşınmamalı,
- Çadırın giriş ve çıkışı erişilebilir olmalı,
- Küçük çocuklar uzun süre tamamen gözetimsiz bırakılmamalı,
- Yapı geçiş yollarını bütünüyle kapatmamalı,
- Mum veya ısınan ışıklar kullanılmamalıdır.
Güvenlik sağlandıktan sonra yetişkin yapının kusursuz görünmesine müdahale etmek zorunda değildir.
Çocuk Saklandığında Hemen Çıkarmak Gerekir mi?
Her zaman değil.
Çocuk öfkelendiğinde veya üzüldüğünde küçük alanına çekilebilir. Bir süre yalnız kalmak isteyebilir.
Yetişkin bu davranışı kaçma veya saygısızlık olarak görebilir.
Ancak çocuk orada sakinleşmeye çalışıyor olabilir.
Yetişkin kapının dışında kalıp şöyle diyebilir:
“Biraz yalnız kalmak istiyorsun.”
“Buradayım. Hazır olduğunda konuşabiliriz.”
Çocuk yoğun biçimde ağlıyor, kendisine zarar veriyor veya güvenlik riski oluşturuyorsa yetişkin yaklaşmalıdır.
Ama yalnızca konuşmak istemediği için hemen dışarı çıkarılması gerekmez.
Duygusal düzenleme bazen ilişkiden kısa süreli bir geri çekilme gerektirir.
Saklanma Alanı Çocuğun Duygularını Düzenlemesine Yardımcı Olur mu?
Evet, bazı çocuklarda yardımcı olabilir.
Çocuklar gün boyunca çok sayıda uyaranla karşılaşır:
- Sesler,
- İnsanlar,
- Talepler,
- Geçişler,
- Grup kuralları,
- Bedensel hareket,
- Sosyal çatışmalar.
Küçük ve sakin bir alan uyaranları azaltabilir.
Çocuk orada bedenini toparlayabilir, oyuncağıyla ilişki kurabilir veya bir süre sessiz kalabilir.
Bu nedenle anaokulu ortamlarında da çocukların yalnızca hareket ve grup alanlarına değil, sakinleşebilecekleri küçük alanlara ihtiyacı vardır.
Ancak sakinleşme köşesi çocuğun gönderildiği bir disiplin alanına dönüştürülmemelidir.
Çocuk erişebilmeli, ancak cezalandırılmış gibi oraya kapatılmamalıdır.
Anaokulunda Küçük ve Kapalı Oyun Alanları Neden Önemlidir?
Anaokulu sınıfları çoğu zaman açık, görünür ve kolay denetlenebilir biçimde düzenlenir. Bu güvenlik açısından anlaşılırdır.
Ancak her alan bütünüyle açık olduğunda çocuk sürekli başkalarının bakışı ve hareketi içinde kalabilir.
Küçük oyun alanları çocuğa:
- Yoğun gruptan uzaklaşma,
- İki veya üç çocukla oyun kurma,
- Daha uzun süre odaklanma,
- Sembolik oyun geliştirme,
- Mahremiyet hissi yaşama,
- Kendi alanını düzenleme
fırsatı sunar.
Bu alanlar yetişkinin gözetiminden tamamen kopuk olmamalı; ancak çocuğa psikolojik olarak çevrelenmişlik hissi vermelidir.
Örneğin:
- Okuma köşesi,
- Kumaşla ayrılmış oyun alanı,
- Küçük ahşap ev,
- Masa altı oyun bölümü,
- Bitkilerle çevrelenmiş bahçe köşesi,
- Karton yapı alanı
kullanılabilir.
Öğretmen Çocuğun Saklanma Alanına Nasıl Yaklaşmalı?
Öğretmen çocuğun küçük alana yönelmesini hemen sınıf katılımından kaçış olarak değerlendirmemelidir.
Önce şu sorular düşünülmelidir:
- Çocuk ne zaman bu alana gidiyor?
- Gürültü arttığında mı?
- Bir çatışma sonrasında mı?
- Uzun süre grup içinde kaldıktan sonra mı?
- Orada oyun mu kuruyor, yoksa tamamen donup kalıyor mu?
- Bir süre sonra kendiliğinden geri dönüyor mu?
- Başka çocukları davet ediyor mu?
- Öğretmenle temasını sürdürüyor mu?
Bu gözlemler davranışın anlamını daha iyi gösterir.
Öğretmen çocuğu zorla çıkarıp “Herkes etkinliğe katılıyor” demek yerine kısa süreli geri çekilmesine alan açabilir.
Ancak çocuk günün tamamını saklanarak geçiriyor ve hiçbir ilişkiye dönemiyorsa daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor olabilir.
Çocuğun Saklanma Yeri Başka Çocukları Dışlamak İçin Kullanılıyorsa Ne Yapılmalı?
Çocuk “Burası benim evim, kimse giremez” diyebilir.
Kendi alanını koruma hakkı vardır. Ancak sınıftaki bütün malzemeleri sahiplenmesi veya belirli çocukları sürekli dışlaması başka bir konudur.
Öğretmen sınırı açık biçimde kurabilir:
“Bu evi sen yaptın ve bir süre yalnız oynamak isteyebilirsin. Ama sınıftaki bütün minderleri alamayız.”
“Şu an iki kişi oynamak istiyorsunuz. Daha sonra başkalarının da kullanabileceği bir zaman olacak.”
Çocuğun kişisel alan ihtiyacı ile ortak yaşamın sınırları birlikte korunmalıdır.
Mahremiyet, sınıfın ortak kaynaklarını süresiz biçimde sahiplenmek anlamına gelmez.
Nova Anaokulu’nda Küçük Alanlar Nasıl Ele Alınır?
Nova Anaokulu’nda çocuğun yalnızca geniş, hareketli ve grup odaklı alanlara ihtiyaç duymadığı kabul edilir.
Çocuk bazen bahçede koşmak, arkadaşlarıyla büyük bir oyun kurmak ve hareket etmek ister. Bazen de daha küçük, çevrelenmiş ve sakin bir alanda bulunmaya ihtiyaç duyar.
Nova’da çocuğun masa altına girmesi, örtülerden bir ev kurması veya bahçede kendisine küçük bir köşe seçmesi hemen oyundan kaçış olarak değerlendirilmez.
Öğretmen önce çocuğun ne yaptığını ve bu alanın ona ne sunduğunu anlamaya çalışır.
Çocuk:
- Bir oyun dünyası mı kuruyor?
- Kendini sakinleştirmeye mi çalışıyor?
- Bir arkadaşıyla daha özel bir oyun mu geliştiriyor?
- Gürültüden uzaklaşmaya mı ihtiyaç duyuyor?
- Kendi alanının sınırlarını mı deniyor?
Nova Anaokulu’nun çocuğa kattığı önemli deneyimlerden biri, hem görünür hem de zaman zaman geri çekilebilir olma hakkıdır.
Çocuk sürekli grubun önünde bulunmak zorunda değildir. Her an etkinliğe katılması, konuşması veya yaptığı şeyi göstermesi beklenmez.
Küçük alanlar, çocuğun kendi oyununu kurabileceği, zihnini toparlayabileceği ve ilişkiye kendi ritminde yeniden dönebileceği yerler olarak ele alınır.
Öğretmen güvenliği korur ancak çocuğun kurduğu alanı gereksiz yere ele geçirmez. Çadırı daha güzel yapmak, oyunu değiştirmek veya çocuğu hemen dışarı çağırmak yerine gözlemler ve gerektiğinde eşlik eder.
Çocuğun kurduğu küçük ev, yetişkinin hazırladığı bir dekor değil; çocuğun düşüncesinin mekâna dönüşmüş hâlidir.
Çocukların Kurduğu Alanlar Neden Yetişkin Tasarımı Alanlardan Farklıdır?
Yetişkin tarafından hazırlanmış oyun evi ile çocuğun kendi yaptığı yapı aynı deneyimi sunmaz.
Hazır oyun evi güzel, güvenli ve işlevsel olabilir. Ancak sınırları önceden belirlenmiştir.
Çocuğun battaniyeden yaptığı evde ise kararlar kendisine aittir.
- Nereye kurulacağına,
- Ne kadar büyük olacağına,
- Kapısının nerede bulunacağına,
- Kimin gireceğine,
- İçine ne taşınacağına,
- Ne zaman yıkılacağına
çocuk karar verir.
Bu seçimler oyunun gelişimsel değerini oluşturur.
Bu nedenle sınıfta yalnızca hazır oyun köşeleri değil, çocukların çevreyi yeniden kurabileceği açık uçlu malzemeler de bulunmalıdır.
Kumaşlar, kutular, minderler, mandallar, tahta parçaları ve doğal malzemeler çocuğun kendi alanını üretmesine imkân verir.
Aileler Evde Nasıl Destek Olabilir?
Çocuğun kurduğu alanı hemen kaldırmayın
Mümkünse belirli bir süre kalmasına izin verin.
İçeri girmeden önce izin isteyin
Çocuğun sınır kurma deneyimine saygı gösterin.
Yapıyı düzeltmek için acele etmeyin
Yardım istemedikçe kendi çözümünü geliştirmesine alan açın.
Güvenlik çerçevesini açıklayın
Hangi eşyaların kullanılamayacağını ve alanın ne zaman kaldırılacağını önceden söyleyin.
Her şeyi paylaşmaya zorlamayın
Çocuğun bazı oyuncaklarını ve küçük alanını kısa süreliğine kendisine saklamasına izin verilebilir.
Saklanmayı ceza hâline getirmeyin
Küçük alanı disiplin köşesi olarak kullanmayın.
Çocuğu sürekli sorgulamayın
İçeride ne yaptığını anlatmak istemeyebilir.
Oyuna davet edildiğinizde çocuğun kurallarını izleyin
Oyunu hızla yönetmeyin.
Ne Zaman Daha Yakından Gözlemlemek Gerekir?
Küçük alan kurmak ve saklanmak çoğu zaman olağan ve gelişimsel bir oyundur.
Ancak şu durumlar uzun süre ve yoğun biçimde devam ediyorsa daha yakından değerlendirmek yararlı olabilir:
- Çocuk günün büyük bölümünü saklanarak geçiriyorsa,
- Hiçbir yetişkin veya çocukla ilişkiye dönmüyorsa,
- Açık alanlarda yoğun korku yaşıyorsa,
- Saklandığı yerden çıkarken panik oluyorsa,
- Oyun hiç esnemiyor ve yalnızca yoğun korku temaları içeriyorsa,
- Saklanma davranışı günlük yaşamı belirgin biçimde engelliyorsa,
- Çocuk okulda sürekli görünmez kalmaya çalışıyorsa,
- Yeni ve belirgin bir davranış değişikliği ortaya çıktıysa,
- Saklanırken kendisine veya başkalarına zarar verme riski bulunuyorsa.
Bu belirtiler tek başına belirli bir sorun anlamına gelmez. Çocuğun genel davranışı, yaşadığı değişiklikler, ilişkileri ve duygusal durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç: Çocuk Küçük Bir Yer Kurarken Kendine Ait Bir Dünya Kurar
Çocuk neden saklanma yeri yapar sorusunun cevabı yalnızca “oynamak istediği için” değildir.
Çocuk battaniyeden bir çadır kurarken, masa altına yerleşirken veya kutunun içine girerken çevresini kendi ölçüsüne getirir.
İçerisi ile dışarısı arasında bir sınır çizer.
Kimin yaklaşabileceğine karar verir.
Kendisine ait nesneleri seçer.
Bazen görünmez olur, bazen yeniden bulunur.
Bazen yalnız kalır, bazen başkalarını içeri davet eder.
Bu küçük alan çocuğa güven, mahremiyet, kontrol, hayal gücü ve bağımsızlık deneyimi sunabilir.
Yetişkinin görevi çocuğun kurduğu alanı hemen düzeltmek, güzelleştirmek veya ortadan kaldırmak değildir.
Güvenliği korumak, sınırlarını anlamak ve kurduğu dünyanın kendisine ait olmasına izin vermektir.
Çocuk her zaman büyük alanlarda büyümez.
Bazen iki sandalye arasına gerilmiş bir battaniyenin altında, kendi dünyasının kapısını ilk kez kendisi açıp kapatarak büyür.
Nova Anaokulu’nun oyun, mekân ve çocukların bireysel ihtiyaçlarına eşlik etme yaklaşımını daha yakından tanımak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk neden masa altına girer?
Masa altı gibi küçük ve çevrelenmiş alanlar çocuğa güven, sınır, daha az uyaran ve kendisine ait bir oyun alanı sunabilir.
Çocuğun sürekli çadır yapması normal mi?
Evet. Çadır ve küçük ev oyunları okul öncesi dönemde oldukça doğaldır. Çocuk kendi alanını kurar, sembolik oyun geliştirir ve tekrar yoluyla deneyimini derinleştirir.
Çocuk kurduğu yere kimseyi almıyorsa ne yapılmalı?
Güvenlik ve ortak yaşam açısından sorun yoksa bir süre yalnız kalmasına izin verilebilir. Ancak sınıftaki veya evdeki bütün ortak alanları süresiz biçimde sahiplenmesine izin verilmemelidir.
Çocuğun saklandığı yere izin almadan girilmeli mi?
Acil bir güvenlik durumu yoksa önce izin istemek, çocuğun sınır ve mahremiyet gelişimini destekler.
Saklanma ne zaman sorun olabilir?
Çocuk sürekli saklanıyor, ilişkiye dönemiyor, yoğun korku yaşıyor veya davranış günlük yaşamını belirgin biçimde engelliyorsa daha yakından değerlendirmek gerekir.
